Gelişmeler sen fark etmeden tezahür eder.. bilmeden içine girer onu yaşarsın. İşte ondan çekici gelir karşı taraf. Bildiğini düşünsen de bilmediğini zannetmek istersin. Yalnızlık kolay gelir bazı zaman bazen de çekilmez.. işte bu yüzdendir ki sen ve ben yalnız kalmayı birbirimizsiz seviyoruz. Ve işte bu yüzden biz bir bir ölüyoruz.. (toplu olanları saymazsak) ölüm saymıyoruz hayatın en zor işi çünkü biliyoruz ki ölmeden bazen ölür kişi.. zamansız yaşamayı bir borç biliyoruz en zamansız zamanlarda. “Sensiz olmak” diyoruz ve bunalıma itiyoruz bazen kendimizi en popüler pop şarkılarda. Ne gerek var oysa sensiz yaşamak ve mutlu olmak varken ne gerek var bunaltmaya… sadece duyguları değil egomuzu da dinliyoruz.. işte bu yüzdendir ki biz aşk denilen zamansız zamanın bir yelkovanı bir saniyesi ve hatta saati oluyoruz.. ani çarpıntıları aşk sanıyoruz, her sesi kalp çarpıntısı, her sabahı gurup, her geceyi mehtap, her şarkıyı nihavent, her sakallı yı dedemiz sanıyoruz, ve her soğukta kar yağacak diyoruz hep mekanı tanıdığımız çelişkisine düşerken. Aslında hep kendimize düşüyoruz HEP. Şarkılar söyleyip avutuyoruz içimizi.. ya dışımız?? Hani büyüyen yanımız?? İşte bu yönümle sen işte bu yönünle ben ikimizde (adını bilmediğim sevgilim) hep bu ikilem içinde yaşıyoruz içine düştüğümüz çelişkiyi bilmeden.
Artık biliyorum, artık bırakmamayı tabakta, aç görünce bazen insanları sokakta. Ya peki aşk? Aşk için ne görmek lazım daha? Bir daha aşık olmamak için ne yapmalı.. insan işte bu tam aşık olunacak insan demeseydi hep, acaba aşka hiç tapar mıydı..hep mi tam aşık olunacak insan olur yoksa hep mi bir taraftan zayıf kalırız? Bu soru kolay ama cevabı zor. Gel de cevap ver yar gel de cevap ver ??